17 Nisan 2012 Salı

Son Dakika Golü...



Benim sana söyleyecek çok sözüm yok, çünkü ben daima ve yalnızca adınla çarpan kalbimle gelirim sana. Sen bazen bir aşk yorgunu kadın gibi karşılarsın beni, bazen içi içine sığmayan sevdalı bir erkek çocuğu gibi.. Bense hep aynı heyecanla koşarım sana, neredeysen oraya. Yakınında olmak, senin mazinin yanında kısacık kalan ömrümün en büyük ibadetidir aslında. 

O Pazar da öyle geldim sana. Sanki yıllardan iki yıl önce gibiydi gün, sanki akşamında bir düğün varmışçasına telaşlı. Olan biten her türlü rezilliğe, üniformalı zorbalığa, dönen türlü sterilize tiyatroya rağmen, aylar, yıllardır "rağmen"lere büyük bir tutkuyla bağlanmış gibi geldim. Geldik, onlar, binler.. Kadın değildi bu defa salt gelen, erkek, çocuk.. Babalar oğulları, kızlar abileriyle gördüler seni. Birkaç kara gölge arasında..

Kara gölgeler yeşil sahaya doluştular, geçen kara haftaların bir belgesi gibi koşuştular. Eller, kollar, çeşit çeşit numaralar.. Yağmur dayanamadı, yağdı. Tıpkı bir gün önce olduğu gibi.. Sonra iki kara perde gerildi hepsinin üzerine, taçlandırdı şovlarını. "Sözde değil, özde temizlik" mottosuyla büyüyen bir neslin çocuklarıydık biz, bu numaraları yemezdik. Yemedik. 

Sen göründün sonra yine, aydınlıklar içinde. Daha aydınlık bu defa, ışıl ışıl. Ankara'dan bir taze ışıkla geri dönmüştün sanki evine, evin aydınlık. 

İpler göründü, kartonlar göründü, saha görünmez oldu, kartonlar görünmez oldu, ipler yok oldu sonra. İpler bir cana değdi, o canın canını yakmadı yalnız, herkesi sersemleştirdi. O içi içine sığmayan sevdalı çocuğun yarasını duyar gibi oynadın sen, onunla birlikte kanar gibi kanadın sahada.. Acımızı hafiflettin. 

Dize geliyorlardı, sırayla. Sahadaki 11 adam, her biri geçen haftalar oluyordu, cevabı çoktan verilmiş art niyetli sorular oluyordu, futbola değil, hayata sürülen karalar oluyordu her biri, hiçbiri karşında duramıyordu. Biz o yeşeren özgüvenin güneşe olan özlemini Okul Açık'ta, Bugatti'nin önünden an be an izliyorduk. Sahadaki 11 adam dize geliyordu, aylardır susmasını dilediğimiz diller gibi susuyordu.


Son dakika golü oldun Pazar günü en güzel aşk, tıpkı Ankara'da gelir gibi geldin, sezonun sonunda, bir uyduruk kovalamacada. 

Ne güzel geldin. İnancımız olup tazelendin, "siz inandıkça biz de varız" dedin bir ağızdan. Ne güzel dedin. 

Benim zaten sana söyleyecek çok sözüm yok. 
Gel susturalım hepsini. Herkesi bir bir..