12 Ekim 2012 Cuma

Son Cuma




Bugün çoklarımız için gün, Cuma coşkusundan yoksun başladı. Her sevda en az bir ayrılık barındırır, biliriz de, konduramaz, öteleriz ya daima, işte o ötelediğimiz günün bugüne denk gelmesi, dindirdi kalp atışlarımızın hızını, içimizi soğuttu. 

Her anı, her çalımı, her cümlesi, her mimiği ile, Fenerbahçe tarihinin yaşadığım en güzel adamlarından biri giderken öylece kalakalmak koyuyor.. "Onun son maçında kim bilir neler göreceğiz?" diye düşünürken, onun oynadığı son maçın bir "son maç" olduğunu bilmemek acıtıyor.. Bir futbolcu olarak onun, yıllarca emek verdiği ve çimlerini ezberlediği stattan alkışlanarak gönderileceği hayallerinin gerçekleşememesi, benim düşlere olan inancımı sarsıyor. 

Üç büyük adam.. Üç büyük kafa.. Üç büyük ego.. Üç büyük doğru.. Aynı yolda bunca zaman yürüyebilmelerine mi şükretmeli, yoksa sebep oldukları sonuca mı küfretmeli, hala bilemiyorum. Korkarım ömrümün sonuna kadar da bilemeyeceğim. Tek bildiğim, benim Alex de Souza'yı, onun Fenerbahçe inancını ve sevgisini bir dakika sorgulamadığım gerçeği. Gerisi laf, gerisi kuru kalabalık.. 

Bugün, ileride bir gün tribünde akıtmayı planladığım göz yaşlarım ve alkışlamaktan kızaracağını bildiğim ellerimle, bir yerlerde onu uğurluyor olacağım ben. Bu erken vedayı son nefesime dek unutmayıp her Yoğurtçu'ya yaklaştığımda bir buruk tebessümle selamlayacağım seni, herkesin "Kaptan" derken, gemisinde olmaktan gururlandığı adam. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder