2 Ekim 2012 Salı

En Büyük Gol



Samimiyetle soruyor, samimiyetle anlatıyorum. Samimiyetini çoktan sorgulamaya başladığım adamların yolundan bugün ayrılıyorum. 

Yaş itibariyle bizim, "yılların efsanesi", yüreğini ortaya koyan, karakterli futbolculara yetişme, kendi gözlerimizle onları sahada izleme şansımız pek olmadı. 3, bilemedin 5 adamdır hepi topu sayabileceğimiz. Onların da gözümde en kıymetli olanını itinayla kopardılar evinden. Ciğerim yandı. 1. tekil şahısla kursam da cümlelerimi, biliyorum, dilimiz aynı konuşuyor şimdi. 

Ben, sıradan bir taraftarım. Hepimiz gibi taraftarım ben de. Fenerbahçe'ye gönül verdim. Kendimi bildim bileli, elimden gelen ne varsa, maddi manevi, sadece bu camianın bir parçası olabildiğimi biraz daha fazla hissedebilmek için yaptım.  Karşılığında da sanıldığı gibi "çılgın atan" bir takım, Avrupa şampiyonlukları filan beklemedim. Çünkü beni asıl tatmin eden, Fenerbahçeli olmanın ta kendisiydi. 

Çünkü Fenerbahçeli olmak, bu memleketin özünde durmaktı. 
Fenerbahçeli olmak, emeğin karşılığını bulduğu yerde olmaktı. 
Fenerbahçeli olmak, kimsenin karşısında eğilmemekti.
Fenerbahçeli olmak, adalet ve vefadan ayrılmamaktı. 

Dün, geçtiğimiz 1.5 yıldır arkasında dağ gibi durduğumuz adamların bizi, o dağın zirvesinden aşağı yuvarladığı gün oldu. Suçlu - haklı ayırmadan söylüyorum bunu. 

Ben meydanlara Fenerbahçe Başkanı kimliğin, günahın sevabınla seni sahiden sevdiğim için çıktım Aziz Yıldırım. Ben, bu ülkenin "şiddete meyyali vallahi zevkten" olan güçlerine karşı, senin haklarını, Fenerbahçe'nin masumiyetini savunmak için durdum. Kimse bunu yapmamı söylemedi bana, güdülmedim. Kendi babamı yaka paça evimden almışlar gibi içim yandı, gazeteler boy boy seni söylerken. 

Kocaman bir sevdanın ilk kahramanıydın sen Aykut Kocaman. Asırlık Çınar'ın gölgesinde önce senin adını söyledim, "Emlak Bankası" göğsümde. Gidişin, "yönetici" sıfatlı adamlara sövme sebebiydi, "nasıl yaparlar bu vefasızlığı" diye hıçkıra hıçkıra ağladım televizyon karşısında. Sen evine döndüğünde, en zor günlerimizde, yıllar sonra "dimdik dur böyle, sakın eğilme" diyerek avuçlarım patlayana kadar alkışladım duruşunu "onların karşısında", gözlerin doldu, ben ağladım... 

Gelişine dair çok anı yok zihnimde Alex de Souza. Günden güne büyüdün sen bende, yalan yok. Hatta önce "neden bu kadar büyüttüklerini" anlamadım seni. Sonra, senin de anlamadığın gibi büyüdün, büyüdün... Güzel ailen ve güzel kalbinle, en orta yerine oturdun kişisel Fenerbahçe tarihimin. Bir Kaptan'dan daha fazlasıydın artık.

Sonra... Biriniz inat ettiniz, öbürünüz inat ettiniz, diğeriniz seyirci kaldınız... Tepkisiyle basını bile etkisiz hale getiren taraftarın yanında, manşetlere sakız oldunuz, kirli ağızlara mani olamadınız. Büyük Fenerbahçe'nin tarihine büyük sevdalarla işlendiniz, lakin siz o sevdaya ihanet ettiniz. 

Yönetici dediğin yönetebilendir. Krizi derinleştiren değil. Siz Aziz Yıldırım, Aykut Kocaman. Siz yönetemediğiniz gibi, yönetmeyi kesip atmak sandınız. Koskoca camianın canını, bir gecede düşmanca yaktınız. Yönetilmek itaat etmek değildir. Sen, Kaptan, sen de bunu sığdıramadın dünyana. 

Siz en büyük golü bize attınız. 

1 yorum:

  1. Iskaladığınız nokta golün asistini Alex yaptı

    YanıtlaSil