6 Şubat 2012 Pazartesi

Gelemezsiniz Demedik...


“Eksildikçe çoğalıyorduk, onlar vurmaya kalkıştıkça biz direniyorduk, kımıltısız, tavizsiz, mağrurluğumuzdan kaybetmeden yürüyorduk. O akşam da öyle oldu...” Yıllar sonra geriye dönüp baktığımda dün gece için bu söyleyeceğim etrafımdakilere.
Dün erken saatlerde Kadıköy’e vardım. Nazlı’ya sonra.. Güzel havanın da davetkarlığıyla kalabalık katlanmış, tezahüratlar aynı ağızdan çıkarcasına gür.. “Eve hoş geldin” dedim kendime, “bugün güzel olacak”..

Maç öncesi bilet alma çilesi can sıktı. Biletix zaten bilet alma keyfimizi bir ölçüde işkenceye dönüştürürken, bir de Taraftar Kart kifayetsizliği eklendi üzerine, FBloggers’ın daimi evi Telekom’dan almak ne mümkün biletleri! Önsatışa hücum eden kongre üyeleri anında tüketmiş Okul Açık koltuklarını, görünen oymuş. Bir rivayete göre dün tekrar satışa çıkmış o biletler, maç öncesi. Allah allah?!..


Neyse, stad bizim değil mi, her yeri bizim değil mi, parasını kulüp kasasından verip de yaptırmadık mı dedik, Migros’tan aldık biletleri. Aynı mağduriyeti yaşayan dostlarla bir de “grup” oluşturmadık değil hani.. Sezon rekoru kırarak tam 1 saat 40 dakika önce stada girdik. İçimizde koreografi heyecanı..
Hep diyorum ya, Ankara’nın nasıl ki İstanbul’a dönüşü güzel yalnız, Migros’un da Okul Açık manzarası öyle.. Dünkü muhteşem koreografiyle, bilmem kaçıncı kez ispat etti rüştünü Okul Açık. Atlarım filan yazının devamında, alınlarını öpmeden geçmeyeyim..


Takımlar ısınmaya, Fenerbahçe taraftarı kucaklamaya çıktı.. Migros’a gelen Stoch, selamını golüyle süsledi, Sow acemiliğini attı..
Düdük sonra... 


Gelemezsiniz demedik, adam olmazsınız dedik.
Maçtan önce sıradan taraftarın girmekte “madden” sıkıntı yaşaması muhtemel bir otelde yemek yemek üzere bir araya gelen Çarşı ve GFB temsilcileri zaten yeterince can sıkıcıydı. Her şeyden önce, bu bir araya gelişin ne denli samimiyetten uzak bir iş olduğunu daha maçın ilk dakikalarında görmek ekstra sıkıcı oldu.

İade-i ziyarete mahal veren yaklaşımda sıkıntı yok, biz stadlarına öyle böyle girmişiz.. En nihayetinde oynadığımız da, ecnebinin 90 dakikada oynayıp tükettiği, üzerinde yarım saat konuştuğu bir oyun. Sevdası, ateşi büyüleyici, o kadar.. Ama biz misafirperverliğin dibine vuruyoruz yer yer. Bir de misafir kendinibilmez olunca..

Derdim Beşiktaş camiasını birkaç çapulcu üzerinden karalamak hiç değil.  Ama dün gece Kadıköy’e gelen grup neden orada olduğunu unutmuş gibiydi. Zaten bunun da kanıtını “Sana gelmediğim gün öldüğüm gündür benim” pankartını yakarak gösterdiler. İddia ediyorum, dün orada bulunan Beşiktaş taraftarının yarısından çoğu-böyle diyorum çünkü aralarında tanıdığım, şuurlu insanlar vardı- “Müze Kapısı” intikamını almak için geldi. Gelmediği gün ölmesi, takımını desteklemesi filan işin mezesi..


Devre arası polis müdahalesi...

İlk yarı 1-0, Yobo’nun o muhteşem golüyle kapanınca devre arasında kudurmuştan beter görünen Beşiktaş tribününe gün doğdu. Tel örgüleri yırtıp arasına sıkışan mı istersiniz, ilkokul 3 zekasıyla saçma sapan hareketler yapıp tahrik etmeye çalışan mı istersiniz.. Her türlüsünü gördük. 

Lakin ateş gibi tribün, kıvılcım sıçradı mı tamam! Zaten kanlar deli akıyor, karşılıklı meydan okumalarla kudurmuşlar daha da coşuyor.

O sırada Spor Büro her zamanki gibi “on air”.. Tel örgülerden sarkan Beşiktaşlıları görmezden gelip Fenerbahçe tribünlerini tarıyor son model kameralarıyla.. Canlarım.

Çok geçmeden, gürültü ortalığı ele geçirmişken polis görünüyor. Yaşananlara oranlarsak geç geldiklerini söylemek mümkün.. Geliyorlar ama. Ne gelmek! Elleri boş gelirler mi? Biber gazları var bizim için hazırladıkları.. Acımadan “pıst”lıyorlar!

Sahada spor müsabakası mı var, tribünde çocuk mu var, kadın mı, hamile mi, hasta mı var bakmadan, pıst pıst pıst!

Yanımdaki astım hastası arkadaşımı aşağı indirmeye çalışıyorum, aklıma gaza maruz kalan, “misafir tribünde” maçı izleyen, “şuurlu” Beşiktaşlı arkadaşım geliyor. Küfrede ede iniyorum merdivenlerden, “sizi de, taraftarlığınızı da, gazınızı da..”

Buna bir çözüm bulmak şart. Dünkü manzarayı gördükten sonra.. Sahiden gelmesinler, gitmeyelim de.. Başlarım deplasmanıma dokunmasına bu işin.. Ben TT Arena’da polis gazı yiyeceksem varsın dokunsunlar deplasmanıma, stadıma gelen birkaç adamın ayarsızlığı insanların sağlığını tehdit edecek çözümlerle ayarlanmaya çalışılacaksa varsın gelmesinler, otursunlar Kazan’larında, Aslanım’larında..

Gelişmemişliğimizin belgesiydi dün, idrak gücümüzün zayıflığının, ne yazık ki toplum olarak sahip olmakla yerli yersiz övündüğümüz insanlığımızın noksanlığının..


Bir derbi vardı, evet..

İşte ben de memleketin medyasına uyup 90 dakikalık maçın maç önünü maç sonunu katıştırınca
yazının içine yersiz uzatıyorum böyle kıymetli okur..

Son zamanlarda alıştığımız ancak pek de hayra alamet olmayan bir Fenerbahçe oyunu gördü bu gözler yine. Eksikleri sebebiyle yapabileceğinden daha azını yapabilen Beşiktaş’a karşı tuttu bu dikiş yine. İlk yarı baskılı, ikinci yarı rölanti bir oyun.. Taraftarı öldürmeyen ancak süründüren cinsten..

Sow’un maç içindeki dinamizmden “şimdilik” uzak ancak ne yaptığını bilen halleri, Bienvenue’nun sarsak hareketliliğinden yeğ denebilir. Fizik olarak da ondan güçlü olduğu kesin.. Önümüzdeki günler “sen neymişsin be abi” diyeceğimiz günlere gebe gibi..


Kendime not: Egemen’le Volkan’ın kale önünde karşı karşıya kaldığı pozisyonda Volkan Egemen’in yüzünü gülerek avuçlarının arasına aldı, karşılıklı gülüştüler top dışarı çıkınca.. İşte o sırada pankart yanıyor, koltuklar havada uçuşuyor, meşaleler fırlatılıyordu tribünde.. Öyle işte..

3 yorum:

  1. beşiktaş taraftarı çok kolpa ...

    YanıtlaSil
  2. yazılarını her ne kadar beğeniyor olsam da...

    adam olmak. sen adam olmuşsunya o sana yeter boşver diğerlerini. eğer fenerbahçeyi yazmak istiyorsan feneri yaz beşiktaşı karalama. ve evet adamlığa gelince, sen ki her maça gidip daha derbi deplasmanı adabını bilmiyorsan, inönü de kapının kırılıp içeri girilmesini adamlıktan sayıyorsan varsın biz beşiktaşlılar adam olmayalım ama biz de sana yazı yazamazsın demiyoruz bu saatten sonra...

    YanıtlaSil
  3. Teşekkürler değerli yorumlar için.

    YanıtlaSil