17 Ocak 2012 Salı

Efsane vs. "Şehir Efsanesi"



Efsane'nin adına yakıştı!


Dün akşam Fenerbahçe, Efsane'yi efsanevi bir biçimde uğurladı. Skorda değildi gözüm, ortaya konan oyundaydı. "Alex'in yokluğu" konulu sohbetlere mahal vermeyecek bir performans sergileyen takım yine gole kadar tıkır tıkırdı. Gole kadar..

Sezonluk resitalini tek geceye, Konya Torku Şekerspor'a karşı sergileyen "Anri", elinden gelenin artık sahiden en iyisi olduğuna inandığım o tanımlanamaz oyununu izletti sağ olsun.

Serzenişte bulunmayacağım. Dün akşam Türkiye'nin her yerinden yollara düşen güzel tribünün güzel insanları, Stoch, Caner, Baroni, Mehmet.. Her biri birbirinden büyüleyiciydi.

Maçı 87'de izlemeyi bırakmak zorunda kalan ben de saatlerce maçın berabere bittiğini zannedereki kişisel tarihime enteresan bir anektod düşmüş oldum. Gecenin bir yarısı galip geldiğimiz haberini alıp kendimden geçtim.. Enfes.



Altaylı'dan Ünal Aysal tespitleri


Sene çok uzak değil, 2006. Altaylı'nın kaleminden zehir zemberek açıklamalar dökülüyor. Ünal Aysal'ın nasıl da karşısında olduğunu yazıyor Fatih Bey. Fatih Bey bugün nasıllar?


G.Saray bu parayla kurtulmasın daha iyi!

Bir süredir spor kamuoyunda bir isim dolaşıyor: Ünal Aysal

Galatasaray'ı kurtaracak adam olarak kendini gösteriyor. Bir grup G.Saraylı da onun peşine takılmış gidiyor. Gelin size bir de ben bu

"Kurtarıcı Ünal Aysal"ı anlatayım.

Aysal'ı G.Saray Kulübü'ne sokan benim. Kendisi bana Mehmet Ali Birand tarafından getirildi ve "Belçika'da yaşayan bir G.Saraylı. G.Saray Adası'nı kiralamak istiyor" diye takdim edildi.

Ben de G.Saray'ın bütün mal varlıklarını gelire çevirmek isteyen bir yönetici olarak kendisiyle görüştüm. Yönetimdeki arkadaşlarıma tanıştırdım. G.Saray'la ilgili pek çok projemizi kendisiyle paylaştık. Adanın kiralanmasına, stat yapımına ve daha pek çok projeye talip oldu.

Sonra bir gün devletin çok üst kademelerinden birisi beni uyardı:

"Ünal Aysal, sizin G.Saray anlayışınıza uymaz. Siz G.Saray'ı hep temiz tuttunuz. Devletle iş yapan, devletten ihale alan kimseyi bu kulüpten nemalandırmadınız. Ünal Bey size yakışmaz" dedi.

Ve bir rapor gönderdi. Burada Ünal Aysal'ın devlete "süper pahalı fiyatla" enerji sattığı belgeleniyordu. Ereğli'deki bir doğalgaz santralinin sahibiydi ve bu santral Türkiye'ye kilovat saati 12 cent civarında bir fiyatla enerji satarak "Türkiye rekoru kırıyordu."

Durumu Aysal'a sordum. "Evet ama istiyorlarsa santrali devlete satarım" dedi.

Ancak santral için belirlediği fiyat da normalin kat be kat üzerindeydi.

Bunun üzerine G.Saraylı dostlarımı Ünal Aysal konusunda uyarmaya başladım.

Ancak o bir kere G.Saray'a elini sokmuştu. Eski Başkan Mehmet Cansun'la ortak bir şirket kurdu (Cansun'un başkanlık dönemi bittikten sonra). Bu arada kulüp parasızlıktan kıvranıyordu. Ünal Aysal da "İyi G.Saraylı rolünde" finansörlük yapıyordu. Ama elindeki G.Saray hisseleri zaten Aysal'ın riskini sıfırlıyordu. Üstelik de kulübe verdiği her kuruş için sayfalarca sözleşme imzalatıyordu.

Aysal, G.Saray sayesinde büyük bir tanınmışlık elde ediyor, herkes tarafından saygın işadamı, G.Saray'ı kurtaracak para babası olarak görülüyordu.

Ama kimse o paranın Türkiye halkına pahalı enerji satarak kazanıldığıyla ilgilenmiyordu.

Ünal Aysal'n Ünimar şirketinin Türkiye'ye şimdiye kadar 465 milyon dolar zarar verdiğini gösteren Sayıştay raporu gazete sayfalarında yer bulamazken, Aysal'ın sportif yönü ortaya atılıyordu.

Ben Hürriyet'te olduğum dönemden başlayarak Ünal Aysal'a karşı tavır almaya başladım. Hâlâ devam ediyorum.

O şimdi Sabah gazetesini suçluyor. Suçlayabilir. Ama ben G.Saray'ı yönetecek kişilerin, G.Saray'ı basamak olarak kullanmalarına karşı olduğum için bunları yazmaya devam edeceğim.

İster beğensin ister beğenmesin.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder