26 Ekim 2011 Çarşamba

Rekabet Çirkin Bir Sözcüktür...

Alınan karar mide bulandırıcı.. Ha gündemde yeterince mide bulandırıcı başlık yok muydu? Şüphesiz vardı. Ama biz onlara “çekin ellerinizi şu oyundan” dedikçe onlar her geçen gün başka bir mikserle geldiler üzerimize. Bugünün konusu, ülkenin karanlık gündemini biraz olsun yırtmaya, o yırtıktan da kendimizi kurtarmaya, hiç değilse hafızaları bulandırmaya çalışacağımız “derbi deplasman tribünlerinin boşaltılması”. Oh yeah..

Önce güzide kulüplerimiz, tertemiz ellerin başlattığı bir operasyona yaslanıp ilmek ilmek ördükleri yasalarında revize talep ettiler. Üzerine bir de adi şikenin suçtan sayılmaması gerektiğini eklediler. Onların adalet ve hukuk algısına göre, yarın öbür gün adi suçların hiçbirine ceza verilmeyebilirdi mesela, buradan hareket edecek olsaydık hırsızlığa ceza verilmemesi noktasına varabilirdik, zira başka türlüsüydü hırsızlığın, şikenin ta kendisi! Ama ne oldu, yan bastıklarını anlayanlar geri adım attılar. Ayak oyunlarını muhteşem bir çeviklikle becerseler de biz fark ettik hileyi. Lakin fark ettiğimizle kaldık..

Şimdiyse elimizde "çoğu gidip azı kalan", reklamlar üzerinden "zorla konuşturulmaya çalışılan" futbolun, en büyük heyecanlarından birini daha söküp almaya kalkıştılar. Derbi dediğimiz şeyin ruhunu canından çekmeye meylettiler. Hem de ne zaman.. Nasıl bir zamanlamayla..

Geldiğimiz noktada, bu yaz itibariyle bir futbol federasyonundan çok "elle ve mümkünse bulunduğu mevkiiden topu uzağa fırlatarak oynanan toplu sporlar federasyonu"na dönen, “ben yapmadım, ben görmedim, ben söylemedimci” yapıdan gelen açıklamayla, yarınki Beşiktaş - Fenerbahçe maçına Fenerbahçeli taraftarın “alınmamasına” karar verildiği ancak bu kararı da İl Güvenlik Kurulu'nun aldığı ifade edildi. “Biz değil, onlar dedi” dediler.. İstanbul’un tüm derbileri için aynı karara varılmış olduğunun da altı çizildi. “Biz çizmedik, onlar çizdiler”..

Kendi sesinden başka sese tahammül edemeyen yöneticilerin olduğu bir yerde cemaatin dışkılamasından daha doğal ne olabilirdi?

Tribünde başka ses olmasın” demekti bir yerde, bu “anneden daha şefkatli güvenlikçi” karar. “Sen git evinde konuş, öbürü gitsin evinde konuşsun” demekti. Farklı takımları destekleyen Ahmet ve Ayşe çiftinden evsahibi olan lütfen yarın akşam eşini eve almasındı.. Beşiktaşlı baba, Fenerbahçeli kızına “git teyzenlerde kal bu akşam” desindi oldu olacak.. Şaka yapmaya mecalim yok görüldüğü üzere..

Yarın Beşiktaş ve Fenerbahçe taraftarı santrayla beraber omuz omuza yapsa ne olur, yapmasa ne olur bu saatten sonra? Dayanışsa ya da çatışsa ne olur?

Futbolu seven halklar aynı dili bir sahada konuşur.

Onlar konuşur da sizin sığ zihinleriniz ne kadarını alır?

“Öteki” deyip de on yıllarca “başka”laştırdığınız insanlar tribünde bir araya gelir, uyursunuz. Ermenisi, Yahudisi, Müslümanı tribünde aynı renge bürünür bu memlekette, Kürdü, Lazı, Çerkezi aynı besteyi söyler, ne kadarını görür kör gözleriniz, ne kadarını işitir sağır kulaklarınız?

Toplumsal acılara da sevinçlere de aynı alkışı tutar farklı renkler bir stada doldu mu, bir caddeyi doldurdu mu aynı sloganı haykırır, sallar koltuğunuzu yahut kabartır bir biçimde.. Ama siz, her daim olduğu gibi bir “aşk” uğruna bir araya gelen insanların “şiddetinden” korkarsınız.. Halbuki bilmezsiniz, o aşktır onları hem diri hem de bir arada tutan.. Uzaktan bakıldıklarında başka renklerde görünen adamların, aynı çatı altında bulunma aşkıdır onları bazen bir koca yıl boyunca canlı tutan, bilmezsiniz.

Rekabet çirkin bir sözcüktür lugatlarınızda, zira siz ancak kirlisini bilirsiniz onun.. Sonra da çıkar, tarumar edersiniz ortalığı..

Aradığınız tekseslilik bir gün gelir sizi vurur hanımlar beyler, fark etmezsiniz.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder