13 Ağustos 2011 Cumartesi

Gitme! Meselesi..



Cadde benim yol benim, aşk benim ona bakarsan...
Memleketin her köşesi benim, tüm renkleri, dükkanları, vitrinleri...
Ellerim cebimde dolaşma hakkı benim, arabamla yollarında, otobüsünde vapurunda dolaşma hakkı benim.

Lakin o elim, havaya kalkıp yumruk oldu mu mesele..
Bunca hak arasında, yine bir hak aradı mı mesele..
Gi-re-mez-sin'lerin suratıma inmesi hayli mesele..
Fakat bir de şuradan bakmak lazım meseleye..

Taksim, İstiklal Caddesi, memleketin hak arama bölgesi.
Sesini en doğrudan duyurabildiğin, adam akıllı konuştun mu hedefine de varabildiğin yer.
Kısmen işte.. Nispeten katalizör..

Bir gruba sen oraya çıkma demek mühim iş buradan bakınca, büyük de mesele, hele bu topluluk hakikaten sabrın sınırını aşmaya meyyalken, hele bir de orası, şu durumda pek de esamesi okunmayan ezeli rakibin "mabedi" sayılabilecekken..

Şu durumda pek esamesi okunmayan dedim ya hani, işte sadece o cümleye birçoğumuz farklı baktığımızdan ben desteklemiyordum bu İstiklal Caddesi işini başından beri..

Çünkü içinde bulunduğumuz durum çerçevesince sadece Fenerbahçe'yi dert eden o kadar az adamız ki aslında. Evet özüz, fakat azız. Kimimiz sadece Aziz Yıldırım aklansın peşinde koşarken, kimimiz kalkıp ama siz de Ulusoy'la Seba'yla bik bik diyerek kısas arama derdinde.

Hepimiz sancısını duyuyoruz Fenerbahçe'nin. Hepimiz şu zor zamanların izini taşıyacağız bir ömür ruhumuzda. Lakin başka başka bakış açılarının da bu milyonluk topluluk arasında olduğunu, işin renginin o yürüyüş esnasında sarı lacivertten öteye gidebileceğini düşünmekten alamıyorum kendimi.

Varın gidelim yarın Cadde'ye.
Bizimkine.

Hani birkaç hafta önce biber gazı çılgını olduğumuz, maskeli polisler arasında kol gezdiğimiz yere. Hakkımızı daima kolladığımız, birbirimize en çok sarıldığımız, birbirimize yettiğimiz o yere..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder