15 Mayıs 2011 Pazar

Evdeki Huzur...Zenginlik Budur...



Fenerbahçeli taraftarın acı eşiği öyle bir yükseldi ki, dünya yansa arkamızı dönüp yatacak psikolojideydik birçoğumuz geçen yılın ardından. Bu sene bir daha "inandık size" demeden evvel çok didiştik kendimizle; kendimizi size inandırmak için önce kendimizle savaştık, sonra sizinle. Siz, hep bir ayağımızı, bir elimizi titrettiniz. Kendiniz de sahada yaprak gibi titrerken, biz yumruklarımızı ısırmaya devam ettik. O günlerin mimarı da, şimdi yaşadığımız tarifsiz mutluluğun da kaynağı sizlersiniz. Bizdeki aşksa, herkesten büyük.

Geçmişe bakmak değil maksadım ama bakmadan da duramıyorum. Ligi resmen sarı ve laciverte bölüp yaşattınız hem bize hem kendinize. İlk yarı ne yaptığını bilmeyen, saçmalayan, basınla ilişkilerini bir türlü rayına oturtamayan, ürkek bir Fenerbahçe vardı karşımızda; adeta tüm vazgeçişlerimizi destekleyen...

Bugün, MP Antalyaspor maçını milat alıp baktığım bir geçmiş var bir de...
Bu takımın birçoklarını bir daha/daha bir rahatsız etmeye başladığının işaretçisi o maç... Ardından Trabzonspor, Manisa, Kayseri, derken Beşiktaş... İnancımızı dirilten, her şeyden önce kendine inanan bir takımın uyanmaya başladığı zamanlar. Bizi bugüne, zirveye getiren ve yeniden şampiyonluk şarkıları mırıldanmamıza vesile olan işte o zamanlar...

8 maç... 22 puan... 17 gol, 6'sı dün gece atılan... Fenerbahçe'nin Kadıköy'de oynadığı maçların bir ince sayısal verisi bu. Kendi evinde, evine geri dönen taraftarıyla birlikte gücünü perçinleyip deplasmana inançla giden Fenerbahçe'nin...

Bir büyük hadiseden geçtik evimizde geçen yıl, evden uzaklaştık. Geri döndüğümüzdeyse özlemle birlikte içimizde büyüyen bir Kocaman hırs vardı "karşıda" duran herkese karşı. Onlara nispet kazanılmalıydı başarılar, büyüklüğümüzün ispatı olmalıydı her yaşanacak olan...

Bugün konuşan tüm ağızlara inat, ben şampiyonunu tanıyorum bu yılın. Bu yılın şampiyonunu da daha lig bitmeden ilan ediyorum. Zira haftaya yazılacak kesin sonuç, benim malumumu değiştirmeyecek.

Fenerbahçe "liderle" arasındaki farkı kapatmasından, sahada, saha dışında ortaya koyduğu yürekli duruşa kadar, bu yıl yaptığı yapamadığı her şeyle, gördüğüm yaşadığım tüm senelerden daha fazla hak etti bu şampiyonluğu. Tanığı olduğum her "metalin" en kıymetlisi bu, kaptanın elinde yükselse de yükselmese de...

Kaptan...
Bir şarkısın sen... Ne mutlu, biz söylüyoruz seni.



Kendime not: Heykelini istiyoruz değil mi? İşte en üstteki gibi olabilir o heykel.
Yanında Gökhan da öylece durabilir, hakkıyla, emeğiyle.

3 yorum:

  1. yahu ne dramatize etmişsin olayı arkadaş.

    YanıtlaSil
  2. Başlık şahane olmuş:)

    Unionclub

    YanıtlaSil
  3. Teşekkür ederim, o evimizin şahaneliği :)

    YanıtlaSil