9 Mayıs 2011 Pazartesi

Bırakın da yarışalım daa!


Akşamki Karabükspor maçının, Fenerbahçe'nin geri kalan maçlarının en zor olduğu hissiyatını yalnız ben taşımıyordum eminim. Maçı izledik, tahminlerimizin tuttuğunu, saha içindeki aksaklıkları, saha dışındaki yavşaklıkları gördük.. Saha içinde kendi takımımın aksayan yanlarına bugün sadece değineceğim. Lakin sonuç ne olursa olsun, lig bitiminde tek tek "kim gitsincilik" oynayacağım burada, demedi demeyin.

Adamda ağız tadıyla rekabet etmenin hazzını bırakmıyorlar iki gram dahi olsun, yok. İlla bir pislik, bir puştluk tabiri caizse. Spor medyasından, "spor adamına" hepsinde ayrı bir hikaye, ayrı bir katakulli... Hafta içi takımları dedikodularla doldurmacalar, teknik kadrolara, futbolculara yüklenmeler, inceden iftiralar, sözde "söylentilerle" itham etmeler, zan altında bırakmalar... Hafta sonu saha içinde bunların sonucunu görüyoruz tabii...

Bugün ben "Karabük kulübesinin neredeyse tüm maçı ayakta izliyor olması, nasıl da bu ligi her maç 17 takıma karşı oynadığımızın bir kanıtı" dedikten sonra bana bıdırdayanlar oldu. Lafım anlaşılsın hele bir... Hafta içi ağır tahrikle, belki normal şartlar altında "olur ha kazanırsak" felsefesiyle sahaya çıkacak takımlar bile "lan kaybedersek, maçı verdiler, sattılara çıkar adımız" ürküsüyle daha bir celalleniyorlar. Ekran başında, tribünde sıkça kullandığımız ve kullanmaktan çekinmediğim bir benzetme olan "köpek gibi" dilime musallat oluyor böyle zamanlarda bugün olduğu gibi.

Bütün hafta boyunca, "Emenike'nin sarı kartı vardı da ondan çıkardılar, aslında turp gibi"den tutalım, "Emenike aslında Fener'le anlaştı, ondan kaçtı"ya kadar türlü çeşit senaryo dinledik durduk. Takım, içten yanmalı hale geldi zaten sizin yüzünüzden! Ha bir de sempati var Trabzonspor'a karşı, birçok Anadolu takımında olduğundan bir tık fazla belki de. İlk söylemem gereken belki ama bir de sıkı kadro hani eldeki de, istediği maça istediği gibi asılabiliyor, e gördük bunu da sezon boyu. Al sana küçük Barcelona ondan sonra! Yarat devi, sal "öteki"nin üstüne! Bu sistem bayılıyor bunu yapmaya, devam etsin.

Ha medyaya düşüyor çenem de maç boyunca Trabzon'a olan desteğini açık açık ifade etmekten çekinmeyen Karabükspor taraftarına düşmeyecek mi? Düşer elbet. Ama bugün değil. Zira bu hale genel bir uyuzluğum var, herhangi bir takımın taraftarı çıkar, menfaat, o bu gözeterek/meksizin yapmasın şu adi işi diyorum kendime habire, kimse duymuyor beni. Ne benim stadımda ara ara görünen adamlar duyuyor, ne de bu işi alışkanlık haline getirenler. Fakat bu akşam biraz eşeğin burnundan verdiler karpuz suyunu Karabük'te, kimse kusura bakmasın. 61. dakika bir konfeti atılmadığı kaldı. Attılarsa da göremedik bulunduğumuz yerden. Sahiden ayıp. Sahadaki takımın tüm sezon boyunca aslanlar gibi mücadele etmiş, Emenike gibi bir golcü uzun zaman sakatlık yaşamasına rağmen inancını, bütünlüğünü yitirmemeye çalışmış, sen taraftar müsvetteliği yapıp elin adını çağır maçın genelinde... Olacak iş değil. Bunu yarın tam tersi durumda başka bir takım yapsa, Fenerbahçe diye bağırsa (olmaz ya) kelime kelime aynısını yazarım bu sözlerimin, üzerine de koyarım. Demedi demeyin...

Ağız tadıyla bırakın da Fenerbahçe - Trabzonspor mücadelesi izleyelim. Aksi takdirde bu "dikkatleri üzerinizde toplama oyunlarınızla" (hala iyimserim!), TV çekimi sırasında arka planda cep telefonuyla konuşup Almanya'daki amcasına görünme çabasıyla kıçını yırtan heriflere benziyorsunuz.

1 yorum: