25 Kasım 2010 Perşembe

O "Hala" Sağlıklı Bir Bebek...

Bursaspor geçtiğimiz yılın Türkiye Süper Lig şampiyonu. Kolay iş değil, kendisinden her şeyden evvel sportif başarılar ve mali anlamda “ismi” güçlü 4 büyükleri alkışlanacak bir inançla geride bırakıp, bir önceki yıl Sivasspor’un yapamadığını yaptılar. Sonra bu şampiyonluk bir nefeste tüm söylemlerini, duruşlarını değiştirdi, bambaşka bir yere getirdi onları. “Beşinci büyük” oldular bir anda, sanki 4 sene üst üste lig şampiyonluğunu almışlar gibi bir “mutlak hakim” havaya büründüler.Yersizdi bu yaratılan suni atmosfer, uzun vadede Bursaspor’a zarar verecekti.Heyecan dedik, zafer sarhoşluğu dedik, elbette haklılık payları vardı söylediklerimin bu durumda, kolay mıydı bu ligi şampiyon bitirmek!.. Ama bir Avrupa serüveni başlayacaktı yakın zamanda ve nerdeyse her Bursalı Real Madrid bekliyordu kuradan.. Real çıkmadı, fakat bugün “iyi ki Real çıkmamış” dedirtecek bir seyir yok ortada. Daha ziyade kabusa yüz tutan bir rüya var.

Kamuoyunda da Bursa cephesinde de “Avrupa’ya kendini gösterecek bir Bursaspor var, tecrübe kazanacaklar, her şey zamanla yolunu bulacak” tavrı vardı. Bu tavır başlangıç için öyle doğruydu ki. Tıpkı geçen sene şampiyonluk yarışında olan takımın üzerinden “şampiyon olamama stresini” söküp alan ve camianın bir numaralı isminden, başkandan gelen “bu takım ikinci de olsa bizim şampiyonumuzdur” açıklaması kadar can alıcı ve önemliydi bu destek. Lakin bir kez konuk ettiğin Valencia’yı, hele 4 gol yedikten sonra az çok tanıman şart, bir defa karşısına çıktığın MANU’yu tekrar gördüğünde artık dizlerinin titremesinin bir kredisi yok, sen artık bu takımlarla bir defa çarpıştın mı “nispeten” tecrübelisin. Ancak görünen o ki, bu yılı es geçmiş Bursaspor kafasında, tamamen “tecrübe kazanıyoruz, kazanacağız, bak gördün mü kazandık” söylemleri arasında boğulmuş gitmiş.

Öte yandan takımın gerçeklerini de göz önüne koymuş oldu bu tablo. Bu yıl lige “geçen senenin şampiyonu” ünvanıyla başlayan Bursaspor, biraz onun da yüküyle yalpalaya yalpalaya devam ediyor yoluna. Geçen senenin o psikolojik üstün takımından eser yok. Şampiyonluk yolundaki rakiplerinden Galatasaray’a karşı galip gelen, Fenerbahçe ile berabere kalan, 20 dakikada Trabzonspor’a yenilen bir Bursaspor var. O Bursaspor bu hafta Kayserispor’la zorlu bir maça çıkacak, sonrasında ise yaralı Beşiktaş’a, İnönü’ye gidecek. Seyir çok parlak değil velhasıl. Beşiktaş maçını bilmem ama, bu hafta, hem de Valencia karşısında alınan ağır yenilgiden sonra Kayserispor ile oldukça zorlu bir karşılaşma yaşayacaklar kanımca..

Bırakın, öyle hemen büyümesin takımlarımız. Çocuklarımız bile bir çırpıda büyüyorlar, ayağımızda sallamanın, kucağımızda uyutmanın tadını alamıyoruz diye şikayet ediyoruz. Bursaspor doğru bir yola giren sağlıklı bir bebekken onu hemen takım elbiselere sokmayın. Ha şunu es geçmeyin ama, artık biberonunu da bir kenara bırakmanın vakti geldi. Bu sözüme, dün gece yenen o 6 golün 6′sına “tecrübe” gözüyle bakamayacak kadar gerçekçi herkes hak verecek, inanıyorum.

Not: Yazı ayrıca burada da yayınlanmıştır.

1 yorum:

  1. takımın en büyük hatası aldıkları ucuz arjantinliler oldu. steinhart nerdeyse hiç oynamıyor, nunez'in bi etkisi yok bana göre titpik türk halı saha topçusu kıvamında. kıvrak, çalım atıyhor o kadar,insua'!yı battalia gibi bir adam varken neden aldılar anlamak mümkün değil.cl gibi çok yüksek katılım ücretinin olduğu bir organizasyonda bu transferler bence çok hatalı idi. keşke doğu avrupalı ya da iskandinav futbolcular transfer edilse idi en azından avrupa futbolun sertliğine alışık olurlardı, ayrıca bursalılar kendilerine bu kadar arjantinliyi kimin aldığını ve menajerlerinin kim olduğunu sorgulamalıdır. aynı ülkeden bu akdar topçunun bir anda gelmesi çorbadaki sinek gibi mide bulandırmalıdır.

    YanıtlaSil