1 Ekim 2010 Cuma

"Benim Bobo'm Toyota Gibi Adam!"


Beşiktaş: UEFA Avrupa Ligi'nde çok da fena olmayan bu grupta çok da fena olmayan bir futbolla götürüyorlar işi, maşallah gençlere! Sofya maçı sonrası çok dolmuştum o "organsever taraftara" ama ben sizin Beşiktaş'ınızı izlemeyi seviyorum arkadaş! Bunu söyledikçe adama "yaa tabii sevilecek, Beşiktaş çünkü o" fanatizmine girmenin lüzumu nedir?! Otur de ki kendi kendine, "lan harbiden bizim takım oynuyor demek ki, baksana başka bir takımın, takımı maç kaybedince zona olan taraftarı bile bunu söylüyorsa, bir şeyler değişiyor demektir." Desene bunu? Yok. Demiyor. O hala çılgınlar gibi "nasıl koyduk ama bama"larla meşgul.. Olsun. Deplasmanda geri düşmesinin arkasından hemen toparlanıp rakibine sadece 4 dakika sevinç yaşatan bu takım takdiri hak ediyor.

Holosko: Nasıl bir gol atma aşkı bürüdüyse gözünü Quaresma'nın sakatlanmasından sonra! İlk golü atmanın gazıyla, "evet gol atmalıyım, hepsini ben atmalıyım, gerekirse Rapid'in golünü de ben atarım, durun" kafasıyla bam güm ne toplar harcadı gitti! Yılların Holosko'suna ben de Holoşko diyorum bu akşamdan sonra..

Bobo: Hakikaten Toyota gibi adam! Şaka bir yana sağduyulu bir golcü bu adam. Sakin, soğukkanlı, adrenalin tavan yapmışken bile mantığı devre dışı bırakmadan görevini yapıp geliyor. Senelerdir de böyle bir durum, pek aksamıyor.

Kendime not: Utanmıyorsun değil mi? Arşiv'indeki Eylül yazılarına bir bak? 7 yazı mı yazılır koca ayda? Kulakların tam çekilmelikler. Evet.

1 yorum: