17 Ağustos 2010 Salı

İlk Haftanın Anatomisi

İsmi kendisinden zorlu bir lig başladı, ilk haftası tamamlandı. Benim ilginç bir adetim var, senelerdir ligin açılış maçlarını izlememeye çalışırım. Bu sene de öyle yaptım sayılır. Fenerbahçe maçını izlemedim, her bir maçın özetine uzuuun uzun göz attım, Bursaspor - Konyaspor maçını da artık kendime engel olamadığımdan Tophane'de izledim. Oraya geleceğim ama önce Galatasaray'a bir gidiyorum.


Bırak küçük dağlar yerinde dursun...

Galatasaray'ın üzerinde sıcaklardan mıdır bilinmez bir asabi haller yapıştı. Oyuncusundan, teknik direktörüne, ondan da taraftarına herkes inceden çıldırmışken -ki o kadar "çıldırın"ın sonu hayır olamazdı- birileri sükunetini koruyor. Elbette Adnan Polat ve saz arkadaşları.. Onlar satılık futbolcumuz yok, satılmayacak futbolcu da yok derken acaba "alınık" futbolcularımız da yarım kapasiteyle çalışacak mı demeye çalıştılar satır arasında da biz kaçırdık bilemiyorum. Takımda neredeyse herkesin tel tel döküldüğü, bir tek, belli ki tek başına "yardıran" Arda'nın ayakta ve sağlam durduğu aşikar. Yalnız ona bir eleştirim var ki, o da Emre'yle girdiği o "azar-itiş" tavırlar. Elbet maçın hararetidir, bilmem nedir de.. Ben anlamıyorum böyle onlarca insanın arasında eniğini taşıyan ana triplerini.. Bir hırçınlık, bir ben biliyorum ama sen yapamadıncılık.. Beceriksiz mi adam, dengesiz mi saha içinde, defalarca hata mı yaptı üst üste? Maç durduğunda git yanına, çek kulağını, kaptansın ya, gözümüze sokmadan, karşındakini de ezmeden yap kaptanlığını.

Bu maç hakkında konuşurken herkes Ceyhun da Ceyhun dedi durdu. Ben de cevap verdim, "hığhım, geçer".


Şu Beşiktaş..

Belki de en içimi kemiren maç bu oldu bu hafta. İzlemeyeceğim için en fazla kendimi dürttüğüm maç.. Ben bu sezon bu adamları izlemeyi sevdim, bu kadar. Ha geçen sezon da Galatasaray'a önemli yabancılar geldi mesela ama bunlar başka! Korkarım Guti ve Quaresma benim maç izleme şevkimi yükseltiyor. Sadece beni değil, takımın da futbol aşkını yükselttikleri kesin. Şimdiye kadar her ikisinin de forma giydiği maçlarda herkes ya olağan performansında ya da sahiden birkaç tık üstte takılıyor. Dilerim bu düzen böyle devam eder, futbolun kalitesi de tüm lige sirayet eder.

Ha ama bu maç için söylenecek çok şey yok. Sıcak hava, deplasman, birbirini yolda görse tanımaz, tazecik bir araya gelmiş ve direnci yüksek bir Bucaspor'a karşı olabileceğin en iyisini yaptı Beşiktaş kendini yormadan, istediğini aldı. Maşallah peh peh.


Doğuş! Çek bizim çocuklara da bi' A4!

MP Antalya, bu sezonun ikinci talihsiz isim vakası. İlkine girişte inceden bir dokundum zaten. Olan olmuş, adamları sponsor zaten vurmuş, geldiler Kadıköy'e. Bakmayın böyle şen şakrak anlattığıma. Biz alışkınız öyle sezonun ilk maçlarında çuvallamaya, arkasından teknik direktör göndermeye.. Beklentim de maç öncesi bu yöndeydi, ne yalan söyleyeyim şimdi. Eksiği gediği bol bir Antalya karşısında, kendi oyununu oynamak isteyen, bunu da hayli beceriyormuş gibi duran bir Fenerbahçe varmış sahada. Varmış diyorum, zira maçı gayet banttan izledim ben sonrasında!

Skor çok yanıltıcı her şeye rağmen. "Fenerli temkini" diye bir şey var arkadaş. Bu bir nevi "hill holder".. Öyle her skora galeyana gelmiyorum, sahaya inmiyorum ben! Kendimden bildiğim bu temkin, büyüklüğünden zerre şüphe duymadığım camianın her mensubuna da hafiften değiyor biliyorum da kimse çaktırmıyor. Liderlik var ya serde!

Çok dağıtıyorum mevzuyu, sadede geliyorum. Semih bu maçın adamı, ona şüphe yok. Mesaj kaygılı olduğu da bir gerçek zira bizim yönetimle iletişmek pek mümkün değil, buradan bakıldığında gördüğüm o en azından. Ben, aldığımız futbolcuyu elin başkanından bilmem nesinden öğreniyorsam, kulübün resmi sitesi yalanlama haberleriyle dolup taşıyorsa ancak "yeni haber" vermekten acizse, üzgünüm ama bu iletişimsizlik her türlü asılsız haberi de beraberinde getirir, medyayı ve kamuoyunu da karşına almana neden olur, olur da olur!

Aykut Kocaman konusuna gelince.. Sonuca bağlanacak hali yok bu durumun alınan 4-0'lık galibiyet sonrası. Her şey yeni başlıyor. Takımın pas yapma alışkanlığının güçlendiği aşikar. Ama bu pasların "pas izni veren" bir Antalya karşısında yapıldığı da aşikar. Beklemeye ve inanmaya devam etmeli herkes Aykut Kocaman'a. Gollerden sonra da onun o keskin duruşu gösterdi ki, kendine inanan bir hoca karşımızdaki, yavaş yavaş takımına da inanmaya başlıyor ki yapmıyor hazırlık maçlarının, Young Boys maçlarının arkasından yaptığı açıklamaların benzerlerini.. Sezen'in dediği gibi "zaman sadece birazcık zaman.."


Şampiyon kaldığı yerden..

Bursa'nın stadı çok bi' güzel olmuş, o stat belli ki atmosferin şahaneliğini de katlamış, tribünler enfesti. Insua'nın Bursaspor taraftarına hayran kaldım demesi de bence bu yüzden. Celtic esintili o enfes tribün maç üzerinde sahiden etki edebilecek cinsten, bence bu sezon Bursa deplasmanları çok can yakıcı olabilir ligin geri kalanı için, demedi demeyin.

Sercan'ın inadı ve becerisinin ürünü olan o gol tam gelmesi gerektiği zamanda geldi, takımın fitilini yeniden ateşledi. Rakip kaleye gidip gidip eli boş dönmek rezil bir his hem sahadaki adam hem de tribündeki adam için.. Tam moral olarak düştüler derken ilaç gibi gelen enfes gol skoru da belirledi tabii.

Yalnız maçta en çok ilgimi çeken şey takımdaki Gökçek Vederson "abiliği".. Neredeyse herkesin sahada ona güvendiği çok ortada, paslaşmaları, şutları, gerginlik anında müdahaleleri bunun en somut örnekleri oldu demek mümkün. Yakında kaptanlık falan alırsa şaşırmamak lazım. Nunez'e de dokunmadan edemeyeceğim ki, rot-balans sıkıntılarını aştığı anda 2 değil, 4 gözle izleyeceğim kendisini ve dahi dövmelerini.. (Dövme kalpkalp)

Konya'ya gelirsek birkaç fırın etli ekmeğe maruz kalmaları şart gibi duruyor. Ama en en en altını çizmek, hatta belki birkaç haftaya da üstünü çizmek istediğim bir adam var ki, geleceğin kasabı olur der susarım, Ivan Lietava.. Allah muhafaza, kan çıkarır.

Maçı da Tophane'de izledim dedim girişte, tek başıma yapmadım bunu yanımda B. vardı. Arka masamda da ilkokul arkadaşım K. ve onun güzeller güzeli sevgilisiyle karşılaştım ki pek şenlendim. Dostlarla olmak güzel..

Velhasıl, lig iyi futbol izlettireceğinin sinyalini vermiş bulunmakla birlikte her kanalda birbirinden facia yorumlar izleteceğinin garantisini vermiş bulunmakta, bırakalım sinyali. Gol kaçıran forvetler yerine, eski moda hakemlere, top cambazlarına daha fazla "laflar hazırlayacak" gibiyiz ya.. Hayırlısı.

Kendime not: Trabzonspor ve Teofilo üzerine konuşacakken bi' de Jaja çıktı. Hangi birine açacaksın ağzını merak ediyorum.

Size not: Bu yazı, Bıyıksızlar.com'da da yayınlanmıştır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder