29 Temmuz 2010 Perşembe

Ah Bir Plzen!


Maçın başında, moralsiz ve isteksiz bir görüntü çizdi Beşiktaşlı futbolcular, hepsinin suratı beş karış. Dur önce bir sahaya çık, bir şeyler olsun falan. Ama adamların içine doğmuş işte demek ki oyunun seyri, ne bileyim ben!

Korkunç bir “paslaşamama” silsilesi izletti bize Beşiktaş maçın başında. Arka arkaya en uzun paslaşmalarını, 11. dakikada 12 pasla yaparak gözlerimi yaşarttılar yani. Olumsuz hava silinecek gibi durmuyordu maçın başında.

Beşiktaş'ın orta sahası ve forvet hattı arasında bir koridor vardı adeta ilk yarı boyunca. Orada kimse hareket etmediği için kurdukları oyun ileri uçtaki oyunculara gelemeden bozuluyor, top kaybı oluyordu adı bunun da. Boşa harcanan enerji ya da..

Enfes bir duran top organizasyonu ile resmen kendini unutturan bir adamın, Limbersky’nin golü geldi sonra. Yani olabilecek en doğru organizasyonu izledik, en golle sonuçlanabilir serbest vuruşu gördük.

İlk yarının sonlarına doğru, belki de maçtaki en hayırlı hareketini yapan Quaresma, penaltıyı kazandırdı takımına. Bana sorarsanız çok da “buz gibi”(!) penaltı değil o penaltı ama kaptılar işte. Delgado golü getirdi, biraz olsun moral buldu takım.

İkinci devre benzer tatsızlıkta ama biraz daha Beşiktaş’ın ipleri eline almasıyla bitti, maçın skoru ilk devreden belliydi. Maça dair söylemezsem içimde kalacaklar var ama.

Toraman resmen futbol dışında her şeyle ilgileniyor sahada. Bir insan bu kadar rahatsız edici olabilir yani. Rakibin üzerine oynayan bir rahatsız edicilik değil bu. Bildiğin pislik yapıyor yani. Topa yükseleyim derken kaleciye girmesi bir yana, rakibiyle itiş kakış didişmesi, geçemediği zaman yahut topu kaybedecekken tutup indirmesi başka bir yana.. Nasıl Kazım istemiyorsam takımımda, Bilica istemiyorsam ben, Beşiktaşlı olsam şu adamı bir dakika görmeye tahammül edemezdim o formayla.

Bu maçın ardından, dün Aykut Kocaman’ın dediği gibi “beraberlik avantajı” ile dönüyorsa Beşiktaş İstanbul’a tek bir sorumlusu var, o da Hakan ve onun enfes kurtarışları. Dakika 30 itibariyle Hakan'ın kurtarışları olmasa maç 3-0 olabilirdi, çok net.

“Ne?? 2-2 mi??” geyiği yapmayacağım, merak etmeyin. Ama dün o kadar konuştular ki, o kadar konuştular ki herkes, “Fenerbahçe öyleymiş, böyleymiş, oha, yine mi 2-2’ymiş..

Erken öten horozlara sempati beslemediğim doğrudur.

Kendime not: Başlıkta "ay lav Fotomaç sıtayla".

1 yorum:

  1. Toraman'ın kaleciye acil inişinin ardından plezen defansına diklenmesi de ayrı bir ironi unsuru.

    YanıtlaSil