12 Haziran 2010 Cumartesi

Kupanın İlk Günü


Kupanın ilk günü oldukça hareketli geçti. Güney Afrika - Meksika maçının favorisi maçın sonuna kadar Meksika'ydı benim için. Dedim ya, severim Güney Amerika memleketlerini. Ama gelin görün ki Meksika attığı golle uyandığı ve tekrar uyuduğu bir siestanın içindeydi neredeyse 70 dakika boyunca. Aklımda kalan güzelliklerden biriyse Dos Santos. Bu adam izlettiriyor kendini.. Türkiye liginde izlemek nasip olsa keşke(!).

Maça dair bir şey daha var ki beynime kazınan onu silmek sanırım mümkün olmayacak. Vuvuzela'lar... Aman tanrım o ne sestir! Allah o sahada koşturan adamlara yardım etsin yani. Ben maçı izlerken ara ara sesi tamamen kapatmak zorunda hissettim kendimi. Bu uğultu manyaklığı bir ay boyunca ayarlarımızla oynayabilir, aman. Sinir stresiniz katlanırsa şu günlerde, bilin ki vuvuculardan!

İşte, turnuvanın ilk maçı, hiç istemesem de berabere bitiverdi.

Kısa kısa geçeceğim bu ilk günü. Onlarca fotoğraf var elimde sağdan soldan derlediğim. Nasıl bir arşiv olacak elimde bilemiyorum turnuvanın sonunda.


Günün ikinci ve son maçı, benim "koşulsuz şartsız" gibi bir anlatım bozukluğuyla desteklediğim Uruguay'ın Fransa ile oynadığı maç oldu. Fransa konusunda Ali Ece beyanatları verirsem şaşırmayın..Hani, Fransa'ya gol atan herkese lahmacun ısmarlamak gibi. Evet ben de midye dolma vaatleriyle geliyorum. Gelin görün ki olmadı bu maçta bir aksiyon. Günün ilk maçına oranla beni futbol açısından daha fazla tatmin etse de gol gösteremedi bir türlü. Bir de kırmızı kart yaptı ki tam yaptı..

Her şeye rağmen sevindirici bir tabloyla baş başa bıraktı beni bu maç; Uruguay'ı hırslı, Fransa'yı da beş yıldızlı otel "rehavet"inde gördüm.

Nedense!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder