21 Mayıs 2010 Cuma

Oradaydım#4


Bunca hikayeyi kime, neden yazdım, Oradaydım’lar ne için? Çektiğim sıkıntıyı, benimle birlikte gözyaşlarına boğulan onlarca insanın acısını ne diye taze tuttum? Sebebi açık. Bugün bir nefret varsa içimde, o Fenerbahçe’ye değil asla. Fenerbahçe benim.

Bazen sen ne kadar istesen de şans yanında olmaz. Kaleye giden yolları arşınlamaktan anan ağlar ama o aşığı olduğun top, adresini bulmaz bir türlü! Kaleci “panter” kesilir, forvet “balta”… Şans istemez senin sevinmeni, Allah istemez, memlekette seninle aynı camiaya gönül vermemiş olanlar istemez… Bir dostun dediği gibi, “senin sevincine gülen de 35 milyondur bu ülkede, ağlayan da”.

Şansı anladım, olmazı anladım. Zaten Fenerbahçeli olmak biraz da bu hali anlamaktan geçiyor. Sokaklarda o akşam karşıma çıkan “beni Fenerbahçeli yapanın ta…” küfürlerini anlamaktan geçiyor o yol biraz da. Ama o yol aynı zamanda “yine gidip iki gün sonra alacağım o kombineyi” diyen taraftardan geçiyor. O taraftar ne Alex’i tanır çünkü, ne Guiza’yı, ne Yıldırım’ı.

Unutulmasın. “Ruhsuz köpekler” diye diye yürüdüğüm o koridorlar benim. Elimdeki su şişesini fırlattığım merdivenler, üzerinde gol sevinciyle zıpladığım, dostlarıma sarıldığım koltuklar benim. Ne bugün böbürlenen ve camianın tek hakimiymiş gibi davrananların ne de o formayı rüyasında görmesi bile zorken “kazara” üzerine giyenlerin.

Tribünde “benden görünüp benden olmayan”, sahaya koltuk fırlatıp elini ateşe bulayan adam. Çek elini ayağını oradan. Atma da adımını artık. En büyük ihanet seninkidir.

O stat benim. Fenerbahçe de öyle. Sen gidicisin, kulübedeki, “deri koltuklardaki”, her kimsen…

Ben, benim babam, benim oğlum burada.

Unutulmasın.

Fotoğraf: Getty Images falan değil. O gece Kadıköy’den bir otobüs durağı.

1 yorum:

  1. bursaspor, kaçan şampiyonluk, anons, yönetim, daum filan hepsini geçtim.. hâlen daha gözlerimi kapattığımda o cinnet geçirmiş taraftar geliyor gözlerimin önüne.. kâbus gibi..

    YanıtlaSil