3 Nisan 2010 Cumartesi

Yok Artık LeBron James!

Geçtiğimiz günlerde Ersan İlyasova’nın formasını giydiği Bucks’ın Cleveland’la oynadığı maçı izledim. Cleveland’ın en önemli silahlarından biri LeBron, tamam. Ama o maçta, çok daha fazlası olduğunu gösterdi.

Uzun zamandır NBA’e karşı özel bir ilgi beslerim ben. Lise dönemlerimle özellikle play-off zamanları uyumadan dersaneye gitmelerimle ün salmıştım, üniversite biraz da olsa kopardı beni o tempodan. Maçların tekrarlarını izler, skorları sorar oldum birilerine.

Bu sene biraz daha ilgili sayılırım son birkaç yıla nazaran. Geçtiğimiz hafta içi, girişte bahsettiğim maçta, “futbol sahalarında görmeyi unuttuğumuz” cinsten hareketler gördüm, not düşmemek olmazdı.

Maç boyunca geriden gelmeyi başarabilen Bucks, bir ara rehavete kapılan Cavs karşısında atağa geçti ve farkı kapadı. İşte bu fark kapanmışken, son periyodun son beş dakikası molaya giderken başını iki yana sallayan sinirli LeBron göründü. N’oluyor dedim kendi kendime, izlemeye devam ettim. Durum karşısında sinirlenmiş olan LeBron James, bir anda koçunu bir kenara bırakıp takım arkadaşlarına bağırmaya başladı. Maçı kurtarmak için taktik verir bir de yandan da arkadaşlarını motive eder olmuştu James. Gözlerim parladı. Maç boyunca Bucks’ı destekleyen ben, bir anda değiştirdim rotamı.

Konsantrasyonu dağılıp geriye düşen Cleveland, maçı kazanmayı bildi. Benimse gözümde daha da büyüyen bir adam vardı artık, James. Çünkü tüm taktik fauller arkasından gelen molalarda takım arkadaşlarına konuşan yalnız oydu, hem de büyük bir hırsla.

İşler iyi giderken herkes bir yerlerinden görünsün istiyor fotoğrafın. Ama kötü gittiğinde “bir dakika” deyip durumu düzeltecek adımlar atmaya kalkışmak hakikaten yürek meselesi. Gole sevinsin diye teknik direktörünün gözünün içine bakan bir neslin evlatlarıyız ya biz... Neyse, konuşmayacağım daha fazla.

Ankaragücü:0 – Beşiktaş: 0

Bu notu blogda daha önce hiç Beşiktaş’a dair bıdırdamamışım diye düşüyorum biraz da. Maçı, maçtan sonra izledim. Hani bir slogan atsak maçın başlığının altına “talihsizlik peşimde” falan olurdu o slogan herhalde. İki takım için de şanssızlıkların olduğu, pek de tat vermeyen bir karşılaşma olmuş. Sanırım Beşiktaş’ın “moral bulma ve yeniden lige asılma(!)” ümidi bir sonraki haftaya kaldı. Ne? Geç mi? “Kısmet bu işler hep!”

An itibariyle de Bucks – Bobcats maçını izliyorum.

Jordan, Bobcats’in her maçında gözüme daha bir “mekanıyla gurur duyarken göbek kaşıyan kebapçı” gibi görünmeye başladı. Tamam takımı aldın da “bunlar var ya, işte hep benim” der gibi orada oturuyormuş gibi geliyor. His canım benimki!

Kendime not: Bu hafta sonu evde otur da 90 dakikasını gözünü kırpmadan izlediğin bir maç daha yazılsın hanene. Kebapçıları da kızdırma sakın?!

Fotoğraf: David Liam Kyle/NBAE/Getty Images

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder