7 Nisan 2010 Çarşamba

Sessizliğin Ardından

İş güç yoğunluğu bir kolumdan, sağlık sorunları da diğerinden çekince, benim bloguma dokunacak elim kalmadı!

Şu geçtiğimiz iki günün sessizliği için gelen giden, Ceza Sahasının Dışı aklına düşen herkese bir özür borçlu olduğumu hissettim, içimde kalmasın dedim.

Gerçi benim sessiz kalmam hayırlı bir bakıma. Birileri bana "Messi günlüğü tut bacım sen" diyor onca Messi methiyesi okuyunca. Ama ne yapalım? Adam tek kişilik dev kadro! Dün yaptıkları yenir yutulur cinsten değil! Arsenal kulüp başkanı olsam, "zaten dağıldık, dağılalım artık" der kepenk kapatırım!

İşin "şakası bu" tabii. Ama günden güne güçlenen bir inançla "Messi'nin insan olmadığını savunan 1 milyon kişi bulabilirim" kıvamına geliyoruz.

Sarı Melekler

Onlarla ilgili bilinçli olarak bir yazı yazmadım burada. Bunun birkaç sebebi var. Birincisi aklımdan geçenleri yine benden önce bir blogger'ın yazmış olmasıydı. İkincisi ise "amatör branş" dedikleri şeyi herkes "amatörce" konuşuyor diye susmak istedim. Bundan kastım şu, o kupayı kazansalardı da kızlar, tıpkı kaybettikleri günün ertesi gününde olduğu gibi yani aynı "tonda" haberler okuyacaktık biz, yorumlar okuyacaktık. Birilerinde içten içe "biz zaten yapamayız" inancı var söz konusu voleybol, basketbol falan olunca...

Kızlar çok önemli bir şey gösterdiler. Tek söyleyebileceğim de bu.
Bir formaya inanmanın ne demek olduğunu...

Geçenlerde yazdığım bir LeBron James yazısı vardı. Onda da bahsettiğim gibi, aşkla takımı ateşleyen, üzerindeki renkler için önce kendisi kendinden geçen insanlar görmeyi özlemiştik doğrusu. Kızlar, bizim aşkımızı körükledi. Tüm göz yaşları için teşekkürler!

2 yorum:

  1. Sağlık sorunları için geçmiş olsun. Yoğunluk durumu ise hepimiz için; keşke geçse.

    Kaldığın yerden tez zamanda devam edersin umarım.

    YanıtlaSil
  2. Çok çok teşekkür ederim.
    Gün itibariyle geri döndüm diyebiliriz, daha sık karşılaşabiliriz artık. :)

    YanıtlaSil