13 Nisan 2010 Salı

Kupa'nın Kulp'u

Şu yorumcuları falan bir kenara bıraktım, adamların işi bu sonuçta, bir nevi ticaret yaptıkları. Açacaklar ağızlarını ki karşılığında para alsınlar. Ama bu memleketin "rakip taraftarı" bayılıyor Fenerbahçe hakkındaki gelişmeler üzerine konuşmaya, tüm Fenerbahçelilerden önce! Ya bir dur, biz sıcağı sıcağına gelmişiz evimize, maç yeni bitmiş, futbolcum yeni girmiş soyunma odasına, duşuna girmemiş daha, sen hemen başlıyorsun, "ama Fener de şöyle, ama hakem de böyle, golünüz ofsayttı" Arkadaşım sen soluklan, bir arıza varsa önce biz söyleriz!

Girişten anladın değil mi okur, benim yine sinirlerimi zıplattılar. Belki de Ceza Sahasının Dışı'nda ilk defa böyle "zıplak sinirlerle" yazıyorum. Zaten ben 90 dakika birçok şeye ayrı ayrı kızmışım, tırnaklarım bitmiş kemirilmekten, gol oldu diye bir ara elimi masaya öyle bi vurmuşum ki son düdüğe kadar sızlamış avucum, bi' de bu adamların bikbik'lerini dinle işin yoksa!

Ekvator'da maç mı? Bir daha yok!

Maç büyük bir sinir harbiyle başlamıştı zaten, biricik dostum N. ile buluşup yemek yiyelim, maçımızı izleyelim dedik birlikte. O da sıkı bir Fenerbahçe taraftarıdır. Ofisi Taksim'de olduğundan dedim ki "gel Ekvator'a gidelim". Benim defalarca yemek ve hatta "maç izleme" organizasyonu yaptığım yerdir orası. Gittik. Yemeklerimizi söyledik, daha maç başlamamış. Alt katı maç için ayırdıklarını söylediler, "oh süper" dedik. Maç başladı, ses yok. Ses yok dediğim alttan hala Bon Jovi çalıyor, Madonna çalıyor! "Bu böyle gidecek mi" dedim, "maç başladı sesi duysak?" Yeterli kalabalık yok diye açamıyoruz sesi, diğer müşterilerimiz istemiyor dediler. Sen bu katı maç için ayırdın mı ayırdın, iki kat daha var danalar gibi, onlar boş, çıptıs çıptıs müzik çalıyor orada, orada otursun o "düzayak sever müşteri"n de maçı izlemek isteyen insanın önünü açsın! Yok! Radikal çözümlerime de yanaşmadılar, biz de siparişi vermiş bulunduk, somurta somurta izledik maçı. İkinci devrede evime yetiştim baktım, Ömer Üründülkonuşuyor, "çok yüklendim adamlara" dedim. Hayırlı olmuş "kollektif futbol" duymadığım. Hoş, Üründül sesi duysam da "kollektif futbol" duyamazdım sanırım bu akşam onun ağzından...

"Kekremsi bir tat kaldı damağımda"

Erken sayılabilecek bir gol buldu Manisa. Çılgın bir defans organizasyonu(!) bizimkilerden, bir de top sekmesi, seken top ağlarda gol. Olur dedim, adetidir bizimkilerin "kanırta kanırta" izlettirecekler o maçı taraftara, bundan zevk alıyorlar adeta! Darmadağın bir takım var sahada, yeni isimler görünür olmuş, sakatlıklardan falan istifade... Eh olsun tabii, ben seviyorum bu taze kanları. Ama taze kanlar da biraz deli oluyor aynı zamanda, hani deli derken, "delikanlı" gibi... Bekir İrtegün örneğin, faul sonrası "hörölöy" yürüyüşüyle Yiğit'e yapışınca ortalık karıştı. Zaten "hani, olay mı, nerde?" diye ortalarda dolanan Emre'ye de gün doğdu. Olayların sonucunda Bekir ve Yiğit sarı kartla köşelerinde pısarken, ona buna horozlanan Emre elini kolunu sallayarak olay mahalinden uzaklaştı. Aslında o anda bitti benim için Aytekin Durmaz ve saz arkadaşları...

Devre arası oldu, biz N. ile biraz dedikodu yaptık! Bloglar üzerine falan... Sonra bir baktım Topuz öyle şık bir asist yaptı ki Alex "zordan çıkıp" adeta kendisine bir daha asist yaparak çok da güzel bir gol attı. Sonrası bir iki tehlikeli şut, Guiza'nın gol kaçırmaları falan, bildiğimiz şeyler.

Bu takımın bir iki gün sonra Beşiktaş'la oynayacağı maç düşündürüyor beni.
Her maçta kulübede oturarak mesai harcayan Daum daha çok düşündürüyor.
Bir de yeniden kombineli mi olmalı yine düşünüyorum bu aralar.
Çok düşünüyorum ben yani.

2 yorum:

  1. hesapta bloggerım ama hem fenerli hem keyifli bir blogdan bunca zaman haberdar olamamışım hayret.
    ellerine sağlık, ve de kombine şart...

    YanıtlaSil
  2. Çok teşekkür ederim değerli yorumun için.
    Daha küçücük Ceza Sahasının Dışı, hoş geldin sen de, büyüsün bakalım, izleyelim birlikte.

    Ve evet, kombine şart!

    YanıtlaSil