18 Nisan 2010 Pazar

Derbi Gecesi

Lazio'nun atacağı gol öncesindeki kornerden belliydi. Rocchi, "düşmez kalkmaz bir Rocchi" olduğunu ispatlarcasına, can havliyle attı golünü. Stendardo'nun sanırım daha önceden "darbeli" burnu, Toni'nin ayağıyla buluştuktan sonra, içim bir cız edip gönlüm Lazio'ya kayar gibi yapsa da tuttum kendimi ve Roma taraftarı sloganlar dökmeye başladım ortaya.

Ha tabii bu sırada Alex ikinci dakikada bir gol atmış, Fenerbahçe'yi Beşiktaş karşısında öne geçirmişti.

Roma, inancımı kırmadı ve Lazio'yu sahasında geriden gelip geride bırakmayı bildi. Vucinic'in o golü ise yavaş gösterimde bile hızlıydı ya, sözüm yok!

Fenerbahçe - Beşiktaş derbisi için tek kelime yazmadım buraya geçen hafta. Biraz da bilinçli olarak yapmadım bunu, bilesiniz. Ben Beşiktaş maçlarının havasına bir türlü girmeyi başaramıyorum çünkü. Maç saatine kadar, heyecanmış, tahminmiş sıfır bende! Galatasaray derbilerinde durum böyle değil ama bir hafta önceden uykularım şaşıyor.

Maça dair söylenecek şeyleri, pozisyon değerlendirmeleri olanlar vardır illa ki. Benim de gözüm haklı haksız tüm kararları görüyor elbette, Lugano'nun eli gibi örneğin... Bahsetmek gerekirse bahsederim tabii ama benim derdim maç öncesi oluşturulan ve taraftarın da çanak tuttuğu gergin hava... Birçok blogda "biz sizi yeneriz"in masumiyetinden çok uzak, adeta savaş çığırtkanlığı yapan yazılar takıldı gözüme. Ben de tribün gördüm, o kadar ki deplasman da gördüm elimdeki hamurla(!). Maç öncesi halleri, "savaş boyaları" sürmeyi ben de biliyorum yani o kalemşörler kadar. Yazılan yazılar zerre iyi niyetli değiller. Yapılan yayınlar da... İki maçtır "derbi özel" yayını yapmayı adet edinen Show Tv de bu eleştiriden payına düşeni görmeli, almalıdır kanımca. Sonra maç öncesi - sonrası yaşananlar, yaralananlar için edebiyat yapmaktan geri durmuyor kimse, herkes açıyor yine ağzını. Öncesinde doğru açılsa o ağızlar, biraz olsun düşecek gerginliğin dozu.

Kalabalıklaştırmadan ağzımı...

Sözü Bilica'ya getirmek isterim. Bilica'sız Fenerbahçe'yi gördük geçen hafta. Eksikliğini de gördük bence. Enteresan bir adam. Bugün kanıtladı ki bizim defansın akli dengesi pek yerinde değil. Bir "deligöz" vardı, bir de bu çıktı başımıza. Seviyorum rakibi "uyuz" eden adamı, lazım öylesi her takıma da, azıcık futbol ahlakı şart hepsine...

Kendime not: Totti'nin bu görüntüsüyse, akşamın özetidir benim için.
Fotoğraf: Reuters

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder