12 Nisan 2010 Pazartesi

And the winner is: Uyku!

Bulls - Raptors maçını izlerken bir yandan da çalışmaya çalışıyorum. Maç hızlı aslında, gözüm bir yandan monitörde durmaya çalışıyor bir yandan televizyona kaçıyorum.

Hidayet’in burnunda çatlak varmış, maskesiz oynuyor falan ama bayağı da oynuyor. Hidayet’le ilgili uzun zamandır aklımda olan ama bir türlü bir yerde dillendirmeye fırsat bulamadığım bir şey var, adı geçmişken söyleyeyim. Bu adamın imrendiğim bir rahatlığı var. Her basketbolcunun, cüsselerinden ve onun verdiği güvenden mi bilinmez, fazlaca “gevşek” bir halleri var, bu gerçek. Ama Hidayet’in bu rahatlığı, engin bir özgüvenle birleşmiş gibi duruyor buradan bakınca. “Zaten buralar hep bizimdi, buralar da babamındı, daha da zorlarsam dedemindi” der gibi bakıyor, rakiplerine öyle bakıyor, hatta maç sonu röportajlarında Murat Kosova’ya bile öyle bakıyor(du)! Seviyorum işte o halin adı neyse, yakışıyor bu adama.

Play off’lara kalacak 16. Takımı büyük ölçüde belli edecek bu maçın ilk yarısını Bulls önce kapadı. Zaten iki çeyrekte de maçı sürükleyen onlardı, bu sonuç şaşırtıcı değil.

...

4. çeyrekte ise fark 21 sayıya çıkınca benim zaten uykuya karışan gözlerimi daha fazla açık tutmamın bir manası olmadığını fark ettim ve Raptors’a geçmiş ola diyerek yatağıma yollandım. Sonuç? Bilmiyorum. Ama önemsemiyorum da. İki kötü takımın, iyisinin kazandığını görmek bir şey katmayacak bana!

Yazık oldu “Hedo” Efendi’ye!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder