18 Mart 2010 Perşembe

God Save Messi

Korkarım hep Barcelona yazacağım ben buraya. Ama ne yapayım ben, ne gelir elimden adamlar çattır çattır oynuyorsa? Stuttgart mı yazayım şimdi?

Maçı ben, DeSımart terörüne kurban verdik zannederken titredim ve kendime geldim. Açtım Sıtar’ı oturdum önüne. Dedim ki kendi kendime, belli olmaz top yuvarlak, Messi zaten Valencia’ya yapmış yapacağını, sakin sakin oynar topunu.. Bunu dedim kendime. Nasıl yanılmaktır benimki. Az kalsın “elimin hamuruyla” demeye başlayacaktım ki.. Gol geldi!

Bu gece Messi’nin attığı 2, attırdığı tek golde benim hissettiğim bir şey vardı yalnızca; bunlar gol “deyil”! Bunlar golse, hazırlanışı-malzemeleri nedir bunların, tek tek yazılıp bir yerlerde bırakılmalı ki gelecek nesiller de yapsın yesin, izlesin.

Zevk alıyorum ben bu adamı izlerken. Hatta bugün bir arkadaşım bir öneride bulundu, “futbolun Harlem’i olsun bu Barcelona, şov maçları yapsınlar” dedi, katılmadım değil. Adam gol atıyor, ben kahkaha atıyorum yerimde. İnanılmaz bir büyüsü var kim ne derse desin. Bize yedirdikleri Guiza’ları, Maldonado’ları yani futbolun “şapşırık” yüzünü falan “fırk” diye unutturuveriyor. Gelsin, evimde beslerim. O derece.

Pep beni dinlememiş. İçinde o kazağı vardı yine. Geçen yazımda bahsetmiştim o “oldskuul” yeleklerinden.. Bu akşamki olmuştu ama, her şeyden önce onu yeniden kulübede görmek güzeldi. Üzmüş fakat onu tribün belli, bi süzülmüş göründü gözüme, sakal almış yürümüş falan. “Canıığm”.

Hepsi bir yana da, adamın gözlerinin içi gülüyor takımı gol attı mı. Kenarda dolanırkenki heyecanını görmek benim bile içimi kıpırdatıyor. Hele Busquets kenara geldiğinde, çocuğu gibi eğilip futbolcusuyla ilgilenen teknik direktör bulmak güç. Tüylerimi diken diken ediyor böylesi, tam da söylemeyi çok sevdikleri “teknik adam” bu işte diyorum kendi kendime.

Maç boyunca orada burada bir şeyler geveledim bir de;

Valdes'i attendance'a yazsınlar..

Pedro'da Sabri izleri.. Kendi kendine çalım atmalar falan..

Pep, Henry'e "Abi biraz daha çabalasan olacak" bakışı atmıyorsa kenardan yarım saattir, adım Aslı değil. Ama "abi". Orası önemli.

Go Suns Go!

Dün akşam NBA’de yılın en kalabalık sayılı maçı oynandı. Ben olur da izlerim bi yerlerde diye uykusuz kaldım yine ama yok, yayınlanmayan bu maçta, Suns, Timberwolves’u 152-114 yendi. Evet sayın okur, 152 sayıdan bahsediyorum. O esnada NBA Tv’de bişi yoktu, Bulls maçı yeni bitmişti falan! Argh.

Bu akşam saat 01:00’de de Toronto-Atlanta maçı var.

Şükür NBA Tv’de!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder