30 Mart 2010 Salı

Çök Çök'çülük

Sene 2006. Fenerbahçe’nin 100. Yılının ilk maçı Saraçoğlu’nda Kayseri Erciyesspor’a karşı. O maç, benim Fenerium Üst’teki ilk ve son maçım oldu. Daha da olmaz herhalde!

Kalabalık geldik stada, daha yeni yeni tanıştığım bir sürü insan vardı aralarında. Ben daha önce “kale arkası” tabir edilen yerde, Telsim’de izliyorum maçları. İlk Fenerium Üst tecrübem olacak, heyecanlıyım biraz. Stada farklı bir açıdan bakacak olmanın heyecanı işte.

Erken gidiyoruz, hayli. Sezonun ilk maçı olmasına rağmen kimse bizim kadar erken gelmek istememiş, belli. Ben biraz dolaşıyorum, bir çocuk gibi adeta, yeni bir şey keşfetmenin coşkusuyla. Sonra geliyorum yerime, bakıyorum kalabalık artmış. “Telsim de ne güzel görünüyor buradan!” diye geçiriyorum içimden!

Sonra bakıyorum, birden yaş ortalaması yükselmeye başlıyor tribünün. Amcalar akın akın! A-ha diyorum bu da güzel. Bilmiyorum ki az sonra başıma gelecekleri.

Sahaya çıkıyor kanaryalar. Herkes ayakta, alkış kıyamet! “Appiah Appiah” sesleri kulaklarda, dillerde, tüyler diken diken.

Maç başlıyor. Kayseri Erciyesspor çok da "kaderine razı deplasman takımı" gibi değil, sağlam ataklar yapıyor yapmasına da golü bulamıyor bir türlü. Onlar atak yaptıkça bizim tribünde inceden hareketlenmeler başlıyor, sonra herkes oturuyor yerine. Bu oturmalar karşısında "Allah Allah" diyorum bu sefer ben de, Appiah yerine. Gol geliyor, bir daha geliyor, bir daha. Toplam 6 kez geliyor o gol, takım çılgın atıyor! Tribünde hakim bir ses var gol sevinçleri dışında “çök çök çök”…

Hay anasını satayım, çökeceksem evde çöker izlerdim ben bu maçı diyorum! Kızıyorum, sinirleniyorum, daha çok bağrıyorum. Ama çöktüğüm yerden, abiler maçı izleyecek ya, çekirdekleriyle!

Sonra sonra görüyorum ki bu durum “yukarıdan aşağılara inildikçe” daha fena Kadıköy’de. Çekirdek ve “otopark” tribi bu bahsettiğim. Bunu diyorum, çünkü bu gözler, sahada İbra koşuyor, Deivid’in golüyle takım Inter karşısında 1-0 galipken, 80. dakikada “hadi kalkalım yavaş yavaş, trafiğe kalmayalım” diyen hareketlenmeler gördü de ondan diyorum.

Stada gittiysen bağıracaksın. Bunun pek lamı cimi yok. Oradaysan, destek için oradasın. “Ruhsuzluklarına tepki için sustuk” diyen birkaç Galatasaraylı arkadaş, eş dost var etrafımda derbi sonrası konuşan. Yazıktır, kendi sahanda susmak, hele böyle önemli karşılaşmalarda susmak, katıksız ihanettir bana kalırsa.

Sözüm herkese, kimse “bana dedi” demesin sakın.

Sözüm, stadı “ev konforunda” yaşayan taraftara.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder