20 Mart 2010 Cumartesi

Biraz NBA, Biraz La Liga derken Guiza'ya N'oldu?!

Bir yandan Madrid - Sporting maçını izlerken bir yandan da bugün kimler neler yazmış diye bir komşu blogları dolaştım. Aslında yazacağım mevzu belliydi kafamda ama sıkı takip ettiğim bloglardan birinde "kısmen" de olsa konuya temas olduğu için düdüğü çaldım, o yazıyı erteledim. Mecbursun misafir bulduğunu okumaya!

Girişten "aa Işınsugül, sendeki çantanın aynısı bende var sakın aynı yerde takmayalım olur muğğ?" sonucu çıkarmayalım. A kişisi yazmış diye ben yazmayacak değilim tabii bir konuyu. Sadece erteledim diyorum, yüklenmeyin bana. Yazacağım hafta içi.

La Liga'nın lideri sahaya çıkmadan önce, NBA Tv'de dün oynanan Suns - Jazz maçı vardı. Canlar -yani Suns olur- kazandı yine. Geçtiğimiz günlerde 152 sayı atan Suns, bu maçı da 110 - 100 kazanmasını bildi. Bu sene sanırım en çok onları izlemekten zevk alıyorum. Biraz Nash, biraz Stoudemire, biraz Amundson yüzünden. Tek derdim, Şu NBA Tv, bu sezon "çılgın atan" Phoenix maçlarını biraz olsun daha çok yayınlasın. Buradan yetkililere de seslendim ya, huzurluyum.

Sonra Suns maçının bitmesini beklerken baktım saat 21:00'i geçmiş, dedim "geç hatun Ntvspor'a, izle gül gibi maçını". İçimi sıkan bir ilk devre vardı ama karşımda. Tabii yetiştiğim kadarıyla söylüyorum bunu. Bayıldım 20 dakika! Hatta o kadar dağıldım ki, 3 yaşına yeni giren diğer blogumla bile uğraştım orta yerinde maçın! Sonra ikinci devre başladı ki ne başlamak!

Aslında La Liga'nın lideri ve benim hiçbir zaman hayranlıkla seyretmediğim Real Madrid karşısında sağlam duran, en azından direncini kaybetmemek için çalışan, ara ara da dişli ataklara kalkışan bir Sporting Gijon vardı. Fakat gelin görün ki ilk devresi baygın o maç, 15 dakikada 4 gol gördü.

Önce Barral Sporting'in golünü attı ve Real Madrid taraftarının sessizliği bizim evden duyuldu! Sanırım gol pimini çeken Sporting, kalesinde ard arda gördüğü 2 golden sonra attığına atacağına pişman oldu o güzel golü. Olsundu, direnmişlerdi o kadar. Yine direnmek lazımdı. Üç kişilik defansa "yardırarak" girmelerinin hemen arkasından da bir Higuain golü yediler, tam oldu! Sözün özü işte, bitti cânım maç 3-1, lider de lider kaldı böylece.

Maçta görülmeye değer bir sahne vardı ki o da, Barral'ın gol attıktan sonra diz çöküp sahaya bir şeyler yazmasıydı. Sanmayın kalem kağıtla, adam elini kalem çimleri defter yaptı da yazdı! Merak ettim çok, neydi o yazılanlar.. Ercan Taner anlattı maçı yamulmuyorsam. Onun iddiası imzası olduğu yönündeydi ama ilerleyen dakikalarda "Casillas kritik bir kurtarış çıkarttı" diyen "yılların eskitemediği spiker"e de zerre inanmam ben artık!

Yarın büyük gün!

Yarın akşam üzeri "maç izlerken yanımızda bulundurulacaklar listesi"ne bir bakın. Eksiğiniz kalmasın.

Önce Boca Juniors - River Plate "derbisi", arkasından da Zaragoza - Barcelona maçlarını izleyeceğiz. Pazar akşamı saat 20:00'de en geç, geçile NtvSpor karşısına.

Günün notu: Lebron James 15000 sayı barajını geçen en genç oyuncu olmuş. Ayrıca "Guiza gol attı diyollar, aslı va mıdı?"

Kendime not: "Maç izlerken yanımızda bulundurulacaklar listesi" hazırla, acil!

1 yorum:

  1. o değil de, yazıya koyduğun gol sevinci görseli fenaymış (:

    YanıtlaSil